İnsanoğlunun birliğinde Aikido’nun rolü

Yaradılışın büyük planı gereği insanoğlu evrim geçirerek, birlik, ‘BİR’ olma yolundadır. Bunu başaramadıkça hiçbir şekilde mutlak özgürlüğe kavuşamayacağından, bu yolda ilerlemeye zorunludur. Bu hem toplumsal, hem de bireysel olarak geçerli olduğundan, kotarılmış kişisel özgürlüklerin tatmin edici tarafı yoktur. Herkes kendinden yola çıkarak insanoğlunun kurtuluşundan sorumludur. Bu sorumluluğun gereği kişinin kendini ‘gerçekleştirmesi’dir. Bunun başarılması nedensiz sevgi ile mümkündür; ‘yaradılanı sevmek, yaradandan ötürü’. Bu da aslında bir yük ve sorun değil, tam tersine tüm zamanlarda önerildiği gibi, bu dünyada peşinden koşulacak en güzel uğraştır.

Kendini gerçekleştirmenin ne olduğu, nasıl yapılacağı muamma değil; herkesin doğuştan bildiği ama hayat uğraşı içinde çoğu zaman fakındalığını kaybettiği bir görev bilinci. Hatırlayamayacak ve bunun peşinde koşamayacak olanlar için hep bir yol gösteren metod, kurum olmuş.. Bildiğimiz dinler, din adamları, devletler, bilim, ana baba, daha pek çok...

Başlangıçta iyi niyetli olsalar da, parmak izi kadar özel olan bu yolu herkes için ortak olabilecek yönleriyle ortaya koymak ve izlenecek kurallar dizgesi oluşturmak, bu kurumlar için tabii ki mümkün olmamış. Çıkan savaşlar ve binlerce mezheb bölünmelerinden bu anlaşılıyor. Hele günümüzde ümmet bilincinden ulus, oradan da birey bilincine evrilen insan farkındalığı böyle bir dayatmayı kaldıramıyor. Artık veba gibi salgınlar değil, intihar, psikosomatik hastalıklar gibi zihinsel, ruhsal rahatsızlıkların epidemileri insanoğlunu tehdit ediyor.

Dinlerin izleyicileri, tersi gibi görünse de, azalıyor, din ve tanrı kavramları yüksek sesle tartışılıyor ve kimi zaman öfkeyle baş kaldırılıyor. Ama insanın inanmaya ve bunu sağlayacak ve besleyecek davranış dizgesine ihtiyacı değişmiyor.

Tam da değişimin ortasında kalmışız gibi bir his var içimizde.

Ne eskiye aitiz, ne de geleceği görebiliyoruz; ama umut günbegün artıyor. Zorluklar görevini yapıyor ve altına sakladığı güzellikleri açığa çıkarmaya başlıyor. İnsanlar, ne olduklarını, bu dünyada ne yaptıklarını, tüm dayatmaların aksine, daha çok fark ediyor ve hayatlarını düzenlemeye başlıyorlar.

Ulus bilinci, dünyayı savaştırmaya devam etmişti ama artık dünyalı olma fikri ve isteği çığ gibi büyüyor. Tabi bütün bu olup bitenler zorunlulukların kendiliğinden sonuçları. Komşunuzdaki yangının sıcaklığını hissedince, kendinizi koruma ihtiyacından da olsa, birlik olup yangını söndürmeye uğraşırsınız. Bu davranış tabii ki komşuları yakınlaştırır, hoşluk verir. Tüm güzellikler sevgiye neden olur. Sevginin tadı da hiçbir duygu ya da durumda yoktur; bağımlılık yapar. Birleşmek ayrılmaktan daha güzeldir. Büyük plana göre her şey güzele ve sevgiye gider, tersi mümkün değildir.

Yakınlaşmaya, farkında olmadan tüm sistem yardımcı olmaktadır. Tüm dünyaya kan kusturan emperyalizm, kapitalizm, yenidünya düzeni kendi aparatlarıyla insanları aynı çatı altında topladı. İnternet, ingilizce, dolar, ulaşım kolaylıkları, vb. uluslararası bireysel kaynaşmalara yol açtı. Bunu, yakın zamanda sınırların kalkması, baskıcı güçlerin etkilerinin azalması gibi olumlu gelişmeler izleyebiliriz.

Her toplumda her coğrafyada birleştirme gücü olan, internet gibi, kabul gören aparatlara bir diğer örnek Aikido’dur. Aikido çalışanlar gönüllerinde sevgiyle, savaş sanatlarında değişimin göstergesi olarak sivrilmektedirler. Aikido, dünyanın da savaşçı yapısını değiştirebilecek güce sahiptir. Dünya üzerinde hızla yayılışı bunun habercisidir. Değişim içinde "savaşçı" unvanı ‘bilgi adamı’na, savaş sanatı da barış sanatına evrilecektir. Aikido bu bayrağı şimdiden taşımaktadır.

Değişim bireysel olacak, herkes kendini değiştirip, gerçekleştirdikçe genel değişim olacaktır. Aikido, kişilere, bunu yapmak için ihtiyaç duyulan yüksek miktarda erk’i ‘ki’yi sağlayabilmektedir. Bu anlamda geleceğin dini olabilir ya da bu dinin ibadet şekillerinden biri olarak görülebilir.

Din, insanın kendini gerçekleştirebilmek için gerek duyduğu enerjiyi toplama, saklama ve kaybetmeme yöntemlerinin bir dizgesi olarak, tüm zamanlarda, tüm dünya coğrafyasında, tüm toplumlardaki insanları ve her farkındalığı olan insanı kapsamalı, basit ve tek olmalıdır. Bu durumda kuralları indirgendiğinde, ihtiyacına göre tek tek her insanın kendine özel dini uygulamaları olması gerekecektir. Ezbere ibadetler bireye bile değişimleri sırasında hizmet etmeyebilir ve dinamik bir akışkanlıkta olmalıdır. Bu haliyle, mevcut dinlerin insan potasında eriyip sınırlarının silinip daha ileride olan bu yeni dine yükselmesi gerekecektir. Her şeye sevgi duyulması ise dinin tek kapsayıcı kuralı olacaktır. Gönül işi olan aikido, bu dine hizmet eder; hem ona ulaşılmasında hem de bir ibadeti olarak.

İnsanın evrimine ve güzele doğru değişimini görüp inananların sayısı arttıkça gelişim çığ gibi hızlanacaktır. Sevgi bunun başlıca göstergesi ve sağlamasıdır.

Yolumuz açık olsun.

H. Güray ALIN