Havayı Koklayın

Özellikle kalabalık yerlerde yaşayanlar, uzun süre toplu taşım araçlarında kalabalıklara maruz kalanları, doğadan ağaç ve çiçeklerden uzak yaşayan, çöp ve egzos kokularına çok maruz kalanları yakından ilgilendirdiğini düşündüğüm bir içgörümü aktarmak istiyorum.

Nefesimizi çoğu zaman sığ olarak ve göğüs kafesini kullanarak alıyoruz. bunun nedeni çiçeği koklar gibi, diyaframı kullanarak, derin nefes almadığımızdan. havayı koklamamakla belki haklıyız da. patrick süskind'in "koku" kitabında burnu çok iyi koku alan grenoille'in insan kokusuna dayanamadığı ve bu yüzden onlardan uzak durduğu anlatılır. farkına varmadan aynısını biz de hissedip, kalabalık bir metrobüse, otobüse binmekten, aklınıza gelebilecek tüm kalabalıklarda kalmaktan imtina ediyor olabiliriz. şehirlerde trafikte belediye otobüslerin egzos kokularından, çöp konteynerinin yanından geçerken, umumi bir tuvaleti kullanırken ve daha pek çok ortamda tiksinmeyle karışık bir duyguyla kendimizi kapatıyoruz ve mümkün olduğu kadar az koklayıp, sığ nefesler alarak, kokunun içimize girmesine engel olmaya çalışıyoruz. bir süre sonra alışkanlık halıne geliyor, hiçbirşeyi koklamadan derin nefes almadan günü geçiriyoruz.

Güzel koku duyduğumuzda hepimizin içi ferahlıyor, derin derin içimize çekiyoruz. parfümler kullanıyoruz, parklarda biraz zaman geçirmeye çalışıyoruz, kendimize oluşturduğumuz güzel ortamlardan pek çıkmıyoruz. her fırsatta kendimizi şehir dışına kırsala, denize vurmak isteyişimizin altında bu şekilde "şehirden yorulmak, sıkılmak" yatıyor olmalı.

Nefesi düzgün alamamak havadan alınan yüksek enerjiden mahrum kalmakla sonuçlanır. tiksinme, mideyi, solar pleksusu ve diyaframı ciddi etkiler ve sık görünen mide ve sindirim sıkıntıları oluşur.

İçten içe ve dışımızdan sürekli şikayet etmemiz, bir gün şehirden sahil kasabasına göç etme hayallerinin altında bilinçdışımızın, yaşamak zorunda olduğumuz az enerjik durumdan ve bunun sebeplerinden hiç memnun olmaması ve değişimi dayatması yatıyor olmalı.

Eğer bu ortamlardan kaçınamıyorsak, yapılacak birkaç şey hala vardır. herşeyden önce enerji düzeyimizin farkında olmak çok önemli. enerji düştüğünde kendini kötü düşünceler, halsizlik, keyifsizlik olarak belli eder. bunu farkettiğiniz anda, hatta enerjinin düşmesini beklemeden, düzenli olarak hiç olmazsa “içsel sohbet”i kısa bir süre susturup, konsantre olarak, çiçeği koklar gibi derin ve rahat nefesler alarak önlem almalıyız.

Biraz peyzajla etrafı doğal güzel kokutacak şekile getirebiliriz. düzenli olarak nefes egzersiizleri, tai chi yoga ve diğer nefesi kullanan çalışmalara katılabiliriz. zihinsel çalışmalarla "gözönüne getirme"yi kullanarak, özümüzün olmak istediği kişi olma yolunda cesur adımlar atabiliriz.

Güzel nefesin tadını alan bir daha onsuz kalamaz. kalsa bile hergün özlemiyle yanıp tutuşur. enerji müptezelliği budur, bu da iyidir.